Doruğu Ne Demek? Bir Kelimenin Ardında Saklanan Hayaller
Kayseri’de yaşadığım apartmanın küçük balkonunda oturup günlüğüme yazdığım bir akşamı hiç unutamıyorum. Hava soğuktu, Erciyes’in beyazlığı uzaktan bile kendini belli ediyordu. Elimde sıcak bir çay, önümde yıllardır karaladığım eski defterim vardı. O gün hayatımda ilk defa kendime şu soruyu sordum: “Ben gerçekten ulaşmak istediğim yere varabilecek miyim?”
25 yaşındayım. Bazen yaşımdan daha büyük hissediyorum, bazen de çocukluğumdan kalan umutlarla dolup taşıyorum. Günlük tutmak benim için sadece yaşadıklarımı yazmak değil, içimde sakladığım duyguları dışarı çıkarmak anlamına geliyor. Çünkü bazı duygular insanın içinde kaldığında ağırlaşıyor. Mutluluk da, hayal kırıklığı da, korku da paylaşılmak istiyor.
O gece günlüğümün bir sayfasında “doruğu” kelimesine denk geldim. Daha önce defalarca duyduğum ama anlamını üzerinde fazla düşünmediğim bir kelimeydi. Sayfanın kenarına küçük bir not aldım: “Doruğu ne demek?”
Sonra araştırdım ve öğrendim. Doruk; bir dağın en yüksek noktası, zirvesi, ulaşılabilecek en üst seviye anlamına geliyordu. Ama o gece benim için bu kelimenin anlamı sadece bir dağın tepesi değildi. Doruk, insanın kendi hayatında ulaşmak istediği en güzel noktayı temsil ediyordu.
Bir Günlüğün Sayfalarında Başlayan Yolculuk
Bugünkü makalemizde “Doruğu ne demek” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Çocukluğumdan beri Kayseri’nin gökyüzüne bakmayı severim. Özellikle kış aylarında Erciyes’in görüntüsü bana her zaman farklı hissettirmiştir. O devasa dağ, sanki sessizce insanlara bir şey anlatır. Bazen sabırlı olmayı, bazen güçlü kalmayı, bazen de yükseklere ulaşmak için emek vermeyi hatırlatır.
Üniversite yıllarım bittiğinde kendimi biraz kaybolmuş hissetmiştim. Herkesin bir planı var gibiydi. Kimi iş bulmuştu, kimi yeni bir hayata başlamıştı. Ben ise odamda oturup geleceğimi düşünüyordum. İçimde büyük bir heyecan vardı ama aynı zamanda büyük bir belirsizlik de taşıyordum.
Birkaç kez başarısız olduğum dönemler oldu. Başvurduğum işler olumlu sonuçlanmadı. Kendime güvenimin azaldığı günler yaşadım. Bazen “Acaba yeterince iyi değil miyim?” diye düşündüğüm oldu. Bu düşünceler beni çok yordu. Çünkü insanın kendi içinde verdiği mücadele, dışarıdaki mücadeleden çok daha zor olabiliyor.
Bir gece yine günlüğümü açtım. Sayfanın başına şu cümleyi yazdım:
“Belki de doruğa ulaşmak, hiç düşmemek değil; her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı öğrenmektir.”
Bu cümleyi yazdığım anda içimde küçük bir umut ışığı yandı.
Doruk Kelimesinin Hayatımdaki Anlamı
Doruğu ne demek diye düşündüğümde artık sadece sözlük anlamını hatırlamıyorum. Benim için doruk; çabaladığım, vazgeçmediğim ve sonunda kendimle gurur duyduğum anları ifade ediyor.
Bir insanın hayatındaki doruk noktası herkes için farklı olabilir. Bir öğrenci için hayalini kurduğu bölümü kazanmak olabilir. Bir çalışan için yıllarca emek verdiği bir hedefe ulaşmak olabilir. Bir anne veya baba için çocuğunun mutluluğunu görmek olabilir.
Benim için ise doruk, kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğimi hissettiğim andı.
Bunu bir anda yaşamadım. Büyük bir değişim olmadı. Hayatım bir sabah uyandığımda tamamen farklı hale gelmedi. Küçük adımların birleşmesiyle oldu. Her sabah biraz daha umut ederek, her başarısızlıkta kendime biraz daha anlayış göstererek ilerledim.
Bazen insan kendi değerini göremiyor. Başkalarının başarılarına bakıp kendi yolunu küçümsüyor. Ben de bunu çok yaptım. Sosyal medyada insanların güzel anlarını gördükçe kendimi eksik hissettiğim zamanlar oldu. Fakat zamanla anladım ki herkesin yolu farklı ve herkes kendi dağını tırmanıyor.
Erciyes’e Baktığım Bir Sabah
Geçen yıl bir sabah erkenden kalkıp dışarı çıktım. Kayseri’nin serin havası yüzüme vuruyordu. Sokaklar henüz çok kalabalık değildi. Yürürken uzaktan Erciyes’i gördüm. O an içimde garip bir huzur oluştu.
Dağa baktığımda geçmişte yaşadığım bütün hayal kırıklıkları aklıma geldi. Başaramadığım işler, yarım kalan planlar, kendimden şüphe ettiğim zamanlar…
Ama aynı zamanda güzel şeyleri de düşündüm. Pes etmediğim günleri, yeniden başladığım anları, küçük başarıları…
O anda fark ettim ki insanın hayatındaki en büyük doruk, aslında kendisiyle barıştığı andır.
Çünkü bazen zirveye ulaştığımızı sanmak için dışarıdan büyük başarılar bekliyoruz. Oysa bazen sadece kendimize inanabilmek bile büyük bir zaferdir.
Hayal Kırıklıklarından Umuda Uzanan Yol
İlginizi Çekebilecek İçerik: Dokumacılık kim buldu ?
Hayatımda beni en çok değiştiren şeylerden biri hayal kırıklıkları oldu. İlk başlarda onları sadece kötü olaylar olarak görüyordum. Bir şey istediğim gibi olmadığında kendimi başarısız hissediyordum.
Fakat zamanla şunu öğrendim: Hayal kırıklıkları insanı yok etmek için değil, güçlendirmek için de vardır.
Bir keresinde çok istediğim bir fırsatı kaçırmıştım. Günlerce moralim bozuk gezdim. Kendimi yetersiz hissettim. O süreçte içimde büyük bir boşluk vardı. Sanki önümdeki bütün yollar kapanmış gibiydi.
Ama birkaç ay sonra dönüp baktığımda o olayın bana çok şey öğrettiğini gördüm. O gün yaşadığım üzüntü, bugün daha sağlam durmamı sağladı.
Bazen hayat bizi istediğimiz yere doğrudan götürmez. Önümüze farklı yollar çıkarır. Biz de o yolların içinde kendimizi keşfederiz.
Doruk Sadece Bir Son Nokta Değildir
Doruğu ne demek sorusuna bugün vereceğim cevap geçmiştekinden çok farklı olurdu. Eskiden doruğu sadece ulaşılması gereken son nokta olarak görürdüm. Şimdi ise doruğun bir yolculuk olduğunu düşünüyorum.
Çünkü insan sürekli değişiyor. Bugün ulaşmak istediğim hedef, yarın farklı olabilir. Bugün büyük gördüğüm bir hayal, yarın yerini başka bir hayale bırakabilir.
Önemli olan her adımda kendimi kaybetmemek.
Günlüğümün birçok sayfasında korkularım yazıyor. Bazı sayfalarda gözyaşlarım var. Bazılarında ise büyük heyecanlarım ve umutlarım…
Ama bütün sayfaların ortak noktası şu: Ben devam etmişim.
Belki de gerçek doruk budur.
Kendi Zirvemizi Ararken
Herkesin hayatında ulaşmak istediği bir doruk vardır. Kimi bunu başarıyla tanımlar, kimi sevgiyle, kimi huzurla…
Ben artık başkalarının doruklarına bakarak kendi yolumu değerlendirmiyorum. Çünkü biliyorum ki herkesin dağı farklıdır. Birinin kolay çıktığı yol, bir başkası için çok zor olabilir.
Önemli olan yarışmak değil, kendi yolunda ilerlemektir.
Kayseri’de geçen sakin akşamlarımda hâlâ günlüğümü açıyorum. Hâlâ bazen gelecekle ilgili endişelerim oluyor. Hâlâ bazı şeyleri fazla düşünüyorum. Çünkü insan olmak biraz da böyle bir şey.
Ama artık kendime daha fazla güveniyorum.
Çünkü geçmişteki halime baktığımda, o korkan ve ne yapacağını bilemeyen genç insanın aslında çok güçlü olduğunu görüyorum.
O genç pes etmedi.
O genç kendi doruğunu aramaya devam etti.
Bir Kelimeden Daha Fazlası: Doruk
Bazı kelimeler vardır, sadece anlamlarıyla değil, bize hissettirdikleriyle de değer kazanır. Doruk kelimesi benim için böyle bir kelime oldu.
Doruğu ne demek diye başladığım küçük bir düşünce, bana hayatım hakkında çok şey öğretti. Bir kelime bazen insanın kendi içine bakmasına neden olabilir.
Doruk; yükseklik demektir, zirve demektir. Ama benim hikâyemde doruk, mücadele etmeye devam etmek demektir.
Bazen yorulmak, bazen düşmek, bazen yeniden başlamak demektir.
Bugün hâlâ önümde uzun bir yol olduğunu biliyorum. Hâlâ ulaşmak istediğim hedeflerim var. Hâlâ keşfetmek istediğim birçok şey var.
Ama artık korkmuyorum.
Çünkü biliyorum ki insan sadece vardığı yerde değil, yürüdüğü yolda da değer kazanır.
Ve belki bir gün dönüp bugünkü günlüğümü okuyacağım. O zaman gülümseyerek şunu söyleyeceğim:
“Doruğa ulaşmak için çıktığın bu yol, aslında seni kendine götüren en güzel yoldu.”
Smartdus okurlarıyla “Doruğu ne demek” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!