İçeriğe geç

Türkiye’de ilk şehir hastanesi nerede açıldı ?

Türkiye’de İlk Şehir Hastanesi Nerede Açıldı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Değerlendirme

Şehir Hastanelerinin Yükselişi: Sağlıkta Erişim ve Adalet Arayışı

Hepimizin zaman zaman bir hastane koridorunda kaybolmuş, çaresizlik ve belirsizlik içinde bir an durakladığı olmuştur. Bu yüzden sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir ve daha kaliteli olması, toplumumuz için her geçen gün daha önemli hale geliyor. Türkiye’de sağlık sisteminin dönüşümüne yol açan şehir hastaneleri, bu noktada bir dönüm noktasıydı. Peki, Türkiye’de ilk şehir hastanesi nerede açıldı? 2017 yılında, Başkent Ankara’da açılan Başkent Şehir Hastanesi, Türkiye’nin şehir hastanesi modeliyle tanıştığı ilk yerdi. Ancak bu hastane sadece sağlık hizmeti sunmakla kalmadı; aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi meseleler açısından da önemli bir rol oynadı. Peki, bu yeni model, farklı toplumsal gruplar için nasıl bir anlam taşıyor?

Hastane ve Toplumsal Cinsiyet: Kadınların Erişimi ve Çalışma Koşulları

Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, her gün sokakta, toplu taşımada veya işyerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gözlemlemek hiç de zor olmuyor. Kadınların daha düşük ücretle çalıştığı, evde ve işyerinde pek çok ekstra sorumluluk taşıdığı, fiziksel ve psikolojik şiddetle karşılaştığı bir toplumda, sağlık hizmetlerine erişim de çoğu zaman eşitsiz olabiliyor. Başkent Şehir Hastanesi gibi büyük hastaneler, teorik olarak kadınların sağlık hizmetlerine daha kolay erişmesini sağlayacak bir yapıya sahip olabilir. Ancak hastane tasarımları, sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve yöneticilerin politikaları, bu erişimi tam anlamıyla eşit kılmıyor.

Bir gün, İstanbul’un en kalabalık semtlerinden birinde, sabah saatlerinde toplu taşımada yanımda yer alan genç kadının yüzündeki yorgunluk ifadesi dikkatimi çekti. Kendisinin bir sağlık çalışanı olduğunu öğrendiğimde, hastane koşullarının zorluklarını, uzun çalışma saatlerini ve bazen maaşların geç yatırılmasını anlattı. Bu gibi koşullar, özellikle kadın sağlık çalışanlarının üzerindeki yükü artıran önemli faktörler. Şehir hastanelerinin büyük yapıları ve yoğun iş temposu, genellikle kadınların ve diğer marjinalleşmiş grupların üzerindeki sağlık hizmeti üretme yükünü artırıyor.

Çeşitlilik ve Şehir Hastanesi Modeli: Farklı Toplumsal Grupların Yeri

Çeşitlilik, sadece toplumsal cinsiyetle sınırlı değil. Şehir hastaneleri, çok kültürlü ve farklı etnik kökenlerden gelen bireylerin aynı çatı altında sağlık hizmeti aldığı yerlerdir. Ancak, bu çeşitlilik, ne kadar kapsayıcı olabilir? Şehir hastanelerinin, bölgesel ve ekonomik farklılıkları göz önünde bulundurarak inşa edilmesi gerektiği kesin. Fakat, bu hastanelerin çoğu büyükşehirlerde konumlanmış durumda ve buna bağlı olarak, kırsal kesimden veya dezavantajlı bölgelerden gelen insanlar için ulaşım ve erişim zorlukları devam ediyor.

Bir gün, İstanbul’daki toplu taşıma araçlarında yoğun saatlerdeki manzaraya dikkat ettim. Göçmen bir aile, kalabalıkta yolculuk yaparken, en küçük çocuğu her zamankinden daha yorgun görünüyordu. Bu aile, sağlık hizmetlerine erişimin ne kadar zor olduğundan şikayet ediyordu. Onlar için, Türkiye’de ilk şehir hastanesi nerede açıldı? sorusu, sadece bir coğrafi soru değil, aynı zamanda ulaşılabilirlik ve ekonomik eşitsizlik anlamına geliyordu. Bu hastanelere ulaşmak, taşıma ve sağlık sigortası gibi meselelerde ciddi sıkıntılar yaratıyordu.

Sosyal Adalet: Herkes İçin Sağlık Erişimi Mümkün mü?

Sosyal adalet, herkesin eşit sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi anlamına gelir. Ancak, şehir hastanelerinin bu amaca hizmet edip etmediği tartışmalıdır. Türkiye’deki büyük şehir hastanelerinin inşa edilmesi, kent merkezlerinden uzak bölgelerde yaşayan insanlar için bir engel oluşturuyor. Büyükşehirlerdeki hastaneler, alt gelir grubundaki insanlar için fiziksel mesafeyle birlikte, finansal yükler de oluşturabiliyor. Örneğin, mahallemdeki emekçi bir ailenin, Başkent Şehir Hastanesi’ne gitmek için yapması gereken yolculuk, hem maddi hem de fiziksel açıdan oldukça zorlayıcıydı. Aile fertlerinden birinin tedaviye erişebilmesi için, önce şehir içi ulaşımda uzun bir yolculuk yapması gerekiyordu. Herkesin eşit sağlık hizmeti alması gerektiğini savunuyorsak, bu mesafelerin kısaltılması ve daha erişilebilir hastane sistemlerinin oluşturulması gerektiği açık.

Birçok sivil toplum kuruluşunda edindiğim deneyimler, özellikle engelliler, yaşlılar ve düşük gelirli aileler için sağlık sisteminin hala erişilebilir olmadığını gösteriyor. Sağlık hizmeti, sadece binalardan ibaret değil; aynı zamanda o hizmetlere erişim ve bu hizmetlerin toplumun her kesimine adil bir şekilde sunulması gerekiyor.

Sonuç: Erişilebilir Bir Sağlık Sistemi İçin Birlikte Mücadele

Başkent Şehir Hastanesi, Türkiye’deki ilk şehir hastanesi olarak önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak bu hastanenin, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından ne kadar kapsayıcı olduğu, hala büyük bir soru işareti. Farklı toplumsal grupların, bu büyük yapıda kendilerine ait bir alan bulup bulamayacağı, sağlık hizmetlerine erişimlerinin ne kadar eşit olduğu gibi sorular, hepimizi ilgilendiriyor. İstanbul’daki sokaklarda, toplu taşıma araçlarında, her gün karşılaştığımız insanlarda bu gerçekleri görmek, bunları sorgulamak ve bir çözüm için hep birlikte hareket etmek gerekiyor.

Sağlık hizmetlerinin sadece büyük hastanelerde değil, her mahallede, her köyde ve her sokakta eşit olarak dağıldığı bir Türkiye umuduyla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grandoperabet yeni giriş