AKUT Üyesi Nasıl Olunur? Cesur ve Eleştirel Bir Bakış
AKUT, yani Arama Kurtarma Derneği, Türkiye’nin dört bir yanında, afet ve acil durumlarda devreye giren, gönüllü olarak canla başla çalışan bir sivil toplum kuruluşu. Pek çok kişi, AKUT’un sembolünü gördüğünde “Vay be, ne büyük işler yapıyorlar!” diyor. Ancak AKUT üyesi olma meselesi, yüzeyde görünen kadar basit ve idealize edilmiş bir şey değil. Birçok açıdan değerli bir deneyim olabilir, ama aynı zamanda karşınıza çıkacak zorluklar, ideallerinizi ne kadar güçlü tuttuğunuzla doğru orantılı olacak. Peki, AKUT üyesi olmak gerçekten bu kadar kolay mı? Ya da arka planda neler oluyor? İşte detaylı bir bakış.
AKUT Üyesi Olmanın Güçlü Yönleri
Öncelikle, AKUT üyesi olmanın bazı avantajlarına değinmek gerek. Elbette, felaket anlarında yardım elini uzatmak, insanları kurtarmak, hayatta kalmalarına yardımcı olmak ve bir fark yaratmak gibi büyük bir sorumluluk almak, elbette gurur verici bir şey. Ve AKUT’un, acil durumlarla mücadeleye dair profesyonel ve organize yaklaşımı da gerçekten takdir edilmesi gereken bir nokta. Bu işin büyük kısmı, gerçekten etkili, organize ve yerinde müdahale gerektiriyor.
İnsanlık Onuru: AKUT üyesi olarak sahada bulunmak, gerçekten insanların hayatını değiştirebilecek bir şey. Anında harekete geçip, birinin hayatını kurtarmak… Bu, çok büyük bir his. Bunu anlatmak bile zor, çünkü kelimeler duyguyu pek yansıtmaz. Kim istemez ki bir felakette yerinde ve zamanında müdahale edip, hayatlar kurtarmayı?
Kişisel Gelişim: AKUT gibi bir yerde çalışmak, kişisel gelişim açısından da büyük bir fırsat. Kriz anlarında doğru kararlar almak, stres altında soğukkanlı kalabilmek, fiziksel ve zihinsel olarak zorlanmaya dayanabilmek çok önemli. Bu süreçte insanın kendisini tanıması, sınırlarını keşfetmesi kaçınılmaz. Gerçekten ne kadar dayanıklısınız? Ne kadar cesur olabilirsiniz? Bu soruların yanıtları, sahada kendiliğinden ortaya çıkıyor.
AKUT Üyesi Olmanın Zayıf Yönleri
Ama işin bir de karanlık tarafı var. Evet, iyi niyetle ve cesaretle bir şeyler yapmak istiyorsunuz, ancak AKUT üyesi olmak gerçekten de bu kadar romantize edilen bir şey değil. Yani, bu işin arka planda birkaç zorluk olduğunu kabul etmek gerek.
Fiziksel ve Psikolojik Yük: Bir AKUT üyesi olmak demek, sadece “hazırlıklı olmak” değil, aynı zamanda ciddi bir fiziksel ve psikolojik yük taşımak demek. Eğitimler zorlayıcı olabilir, sahada günlerce uykusuz kalmak, zorlu koşullara dayanmak kolay bir şey değil. O kadar çok zorluk var ki, sadece moral değil, bedenin ve zihnin de dayanıklı olmalı. Kimse “Şu akşam biraz yorgunum, AKUT’a gideyim de bir rahatlayayım” demiyor, sonuçta bu işin doğasında sürekli bir “alarmda olma” hali var.
Sosyal Hayatın Feda Edilmesi: Birçok AKUT üyesi, gönüllü olmak adına özel hayatından ciddi fedakarlıklar yapıyor. Mesela bir tatilde, bir düğünde, ya da bir akşam yemeğinde canı sıkılan biri telefonunu çıkarıp sosyal medyada dolaşırken, AKUT üyesi birisi “Felaket oldu, çantamı alıp gitmem lazım” diye bir çağrıyı alıyor. Yani, bu iş gönüllü olmanın çok ötesinde, adeta bir yaşam tarzı haline geliyor. Bu kadar çok fedakarlık yapıp, sonunda “İyi ki geldim, iyi ki yardım ettim” diyebilecek misiniz? Bunu gerçekten düşünüp karar vermek gerek.
Bir Nevi ‘Çift Yaşam’: AKUT’a katılmak, bir anlamda “çift yaşam” sürmek gibi. Bir yandan normal bir iş hayatınız, arkadaşlarınız, sevdikleriniz var, diğer tarafta ise sahada, geceyi gündüzü birbirine katıp bir felakette çalışıyorsunuz. Bazen bu iki dünya arasında geçiş yapmak, insanın zihinsel ve duygusal sağlığını zorlayabiliyor. Çalışan bir AKUT üyesi, tatilini bile zor yapabiliyor. Bunu göz önünde bulundurmak önemli. Kimisi için bu bir amaca hizmet etmenin harika bir yolu, kimisi için ise oldukça yorucu ve bıktırıcı bir şey haline gelebiliyor.
AKUT Üyesi Olmanın Gerçekleri: İdealize Edilen Bir Meslek mi?
Şimdi gelelim esas soru noktasına: AKUT üyesi olmak gerçekten istediğiniz gibi mi? Hepimiz sosyal medyada, TV’de, haberlerde görüyoruz: AKUT üyeleri hayat kurtarıyor, enkaz altından çıkartılan insanlara yardım ediyor. Ama siz, o kadar kolayca ve hızlıca hazır olup, sahaya inebilecek misiniz? Duygusal olarak, böyle bir travmaya nasıl dayanabileceksiniz?
Gerçek şu ki, AKUT üyeliği sadece bir “kahraman olma” işiyken, pratikte ciddi fedakarlıklar, fiziksel ve ruhsal zorluklar içeriyor. Hadi gelin, bu mesleği biraz daha eleştirel bir şekilde düşünelim: Gerçekten sadece cesur olmak yetiyor mu? Gerçekten bu işin ruhsal yükü, zorlayıcı eğitimleri ve sürekli tetikte olma hali hakkında ne kadar hazırlıklıyız? İnsan hayatı üzerinden bir idealizme kapılmak kolay, ama o gerçek acı, o gerçek travmalarla yüzleşmeye ne kadar hazırsınız?
Sonuç: AKUT Üyesi Olmaya Hazır Mısınız?
AKUT üyesi olmak kesinlikle çok değerli, çok saygıdeğer bir şey. Ama bu yazının sonunda, bir soruyu kendinize sormak gerek: Bu kadar büyük bir sorumluluk almayı gerçekten isteyecek misiniz? Yani, arka planda neler olduğunu bildiğinizde, bu işin sizi nasıl bir yaşam biçimine sokabileceğini düşündüğünüzde, hala gönüllü olmak istiyor musunuz? Eğer evet diyorsanız, o zaman AKUT’a katılmak sizin için gerçekten büyük bir adım olabilir. Ama eğer kafanızda hala şüpheler varsa, belki de başka bir yolu tercih etmek daha sağlıklı olacaktır.