Aşağı mı Aşağıya mı? Herkesin Cevap Verdiği Ama Kimsenin Cevaplayamadığı Soru
Biri sana “aşağı mı, aşağıya mı?” diye sorsa, ne yanıt verirsin? Hadi be, gerçek şu ki, kimse bu soruyu düzgün cevaplayamıyor. Çünkü dilde öyle bir muamma var ki, bir türlü “doğru” cevap bulamıyorsun. Ama biz İzmirli gençler olarak bu soruyu ciddiye almayıp gülüyoruz, yine de kafamızda deli deli dönen sorular var. Bu yazı tam da buna dair. Hadi, “aşağı mı aşağıya mı?” sorusunun sırlarını çözelim.
Aşağı mı Aşağıya mı? Mesele Ne?
İzmir’de bir kafede oturuyorum. Herkes esprili, içi dışı bir olmuş bir grup arkadaşım var. Derken biri, tam yanımda oturan arkadaşına sesleniyor: “Aşağı mı aşağıya mı? Bu sorunun cevabını bulmam lazım!”
Herkes bir anda sessizleşiyor. Herkesin kafasında aynı soru: “Aşağı mı, aşağıya mı?”
Ama kimse itiraf etmiyor, aslında hepimiz bu soruyu doğru cevaplamak istiyoruz. Çünkü fark ettim ki, bu soru her birimizin dilinde gizli bir felsefi tartışma. Ve evet, biraz absürd, ama aynı zamanda son derece gerçek.
Bunu bir düşün…
Aşağı dediğinde ne anlıyorsun? Yani bir şeyin aşağıya gitmesiyle arasında fark var mı?
Aşağı, mekanik bir hareket gibi. Klasik. Ama “aşağıya” dediğinde, bu işin içine biraz daha mizah, biraz daha anlam katılıyor. Anlatabiliyor muyum?
Günlük Hayatımda “Aşağı mı Aşağıya mı?” Sendromu
Bir sabah, kahvemi içerken kendimi birden içsel bir çatışma içinde buluyorum. Tam olarak “aşağı mı, aşağıya mı?” sorusuyla alakalı bir şey. Bir yandan, aşırı derinlere gitmeden, biraz da düşünsel bir espri yapmak isterken, diğer yandan “bu soru bana ne anlatıyor?” diye sorguluyorum.
Düşünsene…
“Aşağı” demek, senin aslında sadece bir noktayı tarif etmen değil mi? “Şu an aşağıya gidiyoruz.”
Ama “aşağıya” dediğinde, işin içine biraz daha anlamlı bir bağlama giriyorsun. Hani sanki o “aşağıya” gitme eylemi bir türlü sona ermeyecekmiş gibi. Bir bakıma, “aşağıya gitmek” artık bir macera, bir yolculuk, bir hayal.
Bir gün, sabah yürüyüşü yaparken, bu kavramı daha da derinleştiriyorum. “Aşağıya doğru iniyorum, yoksa aşağı mı iniyorum?” diye düşünürken, bu sorunun sorulması bile bana bir tür varoluşsal bir sorumluluk gibi geliyor. İnsan niye böylesine hayatına küçük ama önemli soruları sokar ki?
“Aşağı mı Aşağıya mı?” Sorusu Üzerine Komik Bir Diyalog
Diyalog kurarak devam edelim mi? Hadi gel, bak:
Ben: “Ya kardeşim, sen aşağıya mı iniyorsun? Aşağı mı?
Arkadaşım: “Abi, zaten aşağıya iniyorum. Aşağıdan kastım yerin tam altı.”
Ben: “O zaman neden ‘aşağıya’ demiyorsun, basit bir dil kullan, ‘aşağı’ yeterli değil mi?”
Arkadaşım: “Ya sen delirdin mi? Aşağı demek, tam olarak oraya gitmek değil. Aşağıya gitmek, bir hedef demek.”
Ben: “O zaman, ben de derim ki: Aşağıya doğru gidiyorum.”
Arkadaşım: “Hah! Tamam, öyle deyince daha bir anlamlı oldu.”
Sonuç: Arkadaşımın aslında, “aşağıya” kelimesiyle duygu yükünü vermek istediğini fark ediyorum. Gidip gidip yalnızca fiziksel bir yere gitmiyoruz, bir yön arıyoruz, bir anlam yaratmaya çalışıyoruz.
Düşüncelerimi Derinleştirmek…
Aşağı mı, aşağıya mı sorusu bir de şöyle bir şey yaratıyor: Biz dilde neyi arıyoruz? Belki de dilsel bir gerilim. Bir yanda sade, düz bir kelime (“aşağı”) diğer yanda ise derin anlam yüklemesi yapılmış, anlamı bir tık daha genişletilmiş kelime (“aşağıya”). Ama şu da var ki, bu sorgulama, bence her dilin, her kelimenin bizde bir şeyler uyandırması meselesi.
Günlük dilde neden hep ciddiyetten kaçıyoruz, neden bu kadar şüpheciyiz? “Aşağı mı aşağıya mı?” sorusu bana şunu öğretiyor: Hayat basit değil, evet ama dil basitleştirilmiş bir ifade de olabilir. Mesela ben neden daha kısa cümle kurmayı tercih etmiyorum? Yani, cümlelerin fazla uzun, karmaşık olması, cevapları gereksizce uzatıyor. Ama bu kadar karmaşıklığa alışmak, bazen insanın tüm dünyasına yansıyor.
Aşağı mı Aşağıya mı? Sonuçta Ne Oldu?
Bütün bunları yazarken, bir yandan şunu fark ettim: “Aşağı mı aşağıya mı?” meselesi, yalnızca bir dilsel soru değil. Aynı zamanda bizim yaşama bakış açımızı yansıtan bir metafor. Düşüncelerimiz ne kadar net olursa, kelimeler de o kadar netleşiyor. Ama dilin esneklik payı var, o yüzden biraz belirsizlik, biraz komik belirsizlik, bu hayatta bizi hayatta tutuyor. Aşağı mı aşağıya mı? Bence, her iki kelime de doğru. Ve belki de bu belirsizlik, hayatın gerçekten ne kadar komik ve bilinçli bir biçimde karmaşık olduğunu gösteriyor.
Kafanda “aşağı mı, aşağıya mı?” sorusunu sorarken, bir dakika dur ve gülümse. Çünkü bu soru seni ne kadar zorlasan da, aslında ne kadar eğlenceli olduğumuzu anlatıyor.