İçeriğe geç

Filoloji nedir ?

Filoloji nedir? İzmir sokaklarında dilin peşine düşen bir zihnin kısa devreleri

Bunu da Okuyun: Kadife kumaşının karakteristik özelliği nedir ?

İzmir’de yaşayınca insanın kafası zaten biraz farklı çalışıyor. Bir yandan deniz, bir yandan martı çığlıkları, bir yandan da Kordon’da “bir çay daha mı içsek yoksa hayatı mı sorgulasak” ikilemi… Böyle bir ortamda büyüyünce kelimeler de insanın gözüne farklı batmaya başlıyor.

Geçen gün arkadaşlarla Alsancak’ta otururken konu yine klasik yerinden saptı. Başta “faturalar niye bu kadar yüksek” konuşuluyordu, beş dakika sonra biri “kelimelerin kökeni de aslında ekonomi gibi, arz-talep ilişkisi var” dedi.

Ben o an sadece çayı yudumluyordum ama iç sesim şöyle dedi:

“Tamam… biz yine dağıldık.”

İşte o noktada biri sordu:

— Filoloji nedir?

Herkes sustu. Çünkü bu soru, grubun “Google yerine birbirine sorarak yanlış bilgi üretme” geleneğini tetikleyen türdendi.

Ben de o gün düşündüm: Filoloji nedir sorusunun cevabı aslında sadece ders kitabı cümlesi değil, günlük hayatın içinde saklanan bir şeydi.

Filoloji nedir? Kelimelerin dedikodu yaptığı yer

Herkese merhaba! Bugün Smartdus olarak sizlere “Filoloji nedir” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.

Filoloji nedir diye en basit haliyle sorarsak; dilleri, metinleri, kelimelerin tarihini ve anlam değişimlerini inceleyen bilim dalı diyebiliriz. Ama bunu böyle söyleyince insanın gözünde hemen ciddi, gözlüklü akademisyenler canlanıyor. Halbuki işin içinde biraz kaos, biraz dedikodu ve bolca “bu kelime nereden çıktı ya?” şaşkınlığı var.

Ben bunu ilk kez üniversitede fark etmiştim. Bir ders sırasında hoca “bu kelimenin kökü Latinceden gelir” dediğinde arkadan biri fısıldamıştı:

— Abi Latincede bile ekonomi varmış demek ki, her şey oraya dayanıyor…

O an gülmemek için kendimi zor tutmuştum. Çünkü gerçekten de kelimeler sanki kendi aralarında bir geçmiş partisi yapıyor gibi. Her biri “ben aslında şuradan geldim” diye hikâye anlatıyor.

Filoloji işte tam olarak bu hikâyelerin peşine düşmek.

İç ses: “Kelimeler bile geçmiş travmalarını anlatıyor olabilir mi?”

Bazen kelimelere fazla anlam yüklüyorum, bunu kabul ediyorum. Ama filolojiyle ilgilenince insanın zihni otomatik olarak böyle çalışmaya başlıyor.

Mesela “kalem” kelimesini düşünelim. Sıradan bir nesne gibi duruyor değil mi? Ama aslında Arapçadan gelen bir geçmişi var, yazının ve düşüncenin taşıyıcısı olmuş.

Bunu öğrendiğimde kendi kendime şunu demiştim:

“Demek ki ben sadece yazı yazmıyorum, tarih taşıyorum…”

Sonra ertesi gün markette poşet taşırken bile aynı dramatik hissi yaşadım.

— Bu poşet de bir gün filolojik analiz konusu olur mu acaba?

Market görevlisi bakmıştı. Haklıydı.

Filoloji nedir? İzmir kafelerinde yanlış etimoloji üretme sanatı

İzmir’de kafeye oturunca insanlar ikiye ayrılıyor:

1. Kahvesini içip sessizce telefonuna bakanlar

2. “Bu kelime kesin Fransızca ama Türkçeye bozulmuş hali” diye sallayanlar

Ben genelde ikinci gruba daha yakınım.

Bir gün arkadaşım Ece ile kahve içiyoruz. O an garson “afiyet olsun” dedi. Ece döndü:

— Afiyet kelimesi Arapçadan geliyor değil mi?

Ben de atladım:

— Evet ama aslında eski Türklerde “afiye” diye bir tanrı varmış, ondan geliyormuş.

Ece gözlerini devirdi:

— Yalan söylüyorsun.

Ben:

— Evet.

İşte filoloji bazen böyle bir şey. Doğruyu bulmaya çalışırken yanlış ihtimaller arasında gezinen bir zihin oyunu.

Filoloji nedir sorusunun en eğlenceli tarafı da bu aslında: İnsan sürekli “acaba?” modunda yaşıyor.

Kelimelerle kavga eden insanlar kulübü

Filolojiyle ilgilenince fark ettiğim bir şey var: insanlar kelimeler konusunda sandığımızdan daha duygusal.

Mesela biri “aslında bu kelime böyle kullanılmaz” dediğinde ortam bir anda gerilebiliyor. Sanki birinin çocukluk fotoğrafına yorum yapmışsın gibi.

Bir arkadaşım geçen gün bana şöyle dedi:

— Sen çok kelime kasıyorsun.

Ben de cevap verdim:

— Hayır, kelimeler beni kasıyor.

Bu bile başlı başına küçük bir filoloji dramı.

Filoloji nedir? Ders kitaplarından Kordon’a taşan bir merak

Üniversitede filoloji dersleri alan bir arkadaşım vardı. O bana sürekli eski metinlerden bahsederdi. Bir gün dedim ki:

— Sen bu kadar eski metinle ilgileniyorsun, hiç sıkılmıyor musun?

Cevabı çok netti:

— Asıl yeni metinler sıkıcı.

O an anlamamıştım ama şimdi biraz daha anlıyorum.

Filoloji, sadece eski kitapları okumak değil. İnsanların nasıl düşündüğünü, nasıl konuştuklarını ve nasıl değiştiklerini anlamaya çalışmak.

İzmir’de sahilde yürürken bile bunu hissedebiliyorsun. Bir tabela, bir sokak adı, bir grafiti… Hepsi bir dil katmanı gibi.

Bir gün Konak tarafında yürürken duvarda “hayat kısa, kelimeler uzun” yazıyordu. O an durdum. İç sesim yine devreye girdi:

“Tamam, biri de benim kafada yazmış bunu.”

Filoloji nedir? Kelimelerin WhatsApp grubu

Bunu biraz mizahi düşünelim.

Eğer kelimelerin bir WhatsApp grubu olsaydı filologlar o grubun “mesaj geçmişini geri sarmaya çalışan kişiler” olurdu.

Mesela:

— “lol” nereden geldi?

— “brb” hangi dönemde popülerdi?

— “abi” kelimesi neden bu kadar evrim geçirdi?

Filoloji tam olarak bu soruların peşinden gitmek.

Bir gün arkadaş ortamında biri “abi bu kelime çok cringe” dedi.

Ben de hemen:

— Cringe aslında İngilizcede ‘üzülerek küçülmek’ gibi bir şey.

Herkes sustu.

Sonra biri:

— Ya sen niye her şeyi açıklıyorsun?

Haklıydı.

Ama filoloji böyle bir şey; susamıyorsun.

İç ses 2: “Bazen sadece çay içmek istiyorum ama kelimeler izin vermiyor”

Filoloji nedir? Tarih, dil ve biraz da kişisel delilik

Filoloji aslında üç şeyin kesişimi gibi:

Tarih

Dil

İnsan zihni

Ama dürüst olmak gerekirse bazen üçüncü madde biraz kontrolden çıkabiliyor.

Çünkü kelimelerin kökenine indikçe insan kendi düşüncelerini de kazmaya başlıyor.

Bir gün kendime şunu sorarken buldum:

“Ben bu kelimeyi neden böyle kullanıyorum?”

Sonra durdum.

“Tamam,” dedim, “artık biraz fazla ilerledik.”

Ama işte filoloji nedir sorusunun cevabı burada biraz saklı: insanı kendi diline yabancılaştıracak kadar derin ama aynı zamanda aşırı tanıdık bir alan.

Filoloji nedir? Günlük hayatta fark etmeden yapılan şey

Aslında farkında olmadan herkes biraz filoloji yapıyor.

Mesela:

— “Bu kelime eskiden böyle miydi?”

— “Biz bunu yanlış mı söylüyoruz?”

— “Bu deyim neden böyle?”

Bunlar küçük filolojik anlar.

Geçen gün annem mutfakta “elini çabuk tut” dediğinde düşündüm:

“Acaba bu deyim nereden geliyor?”

Sonra annem:

— Ne bakıyorsun?

Ben:

— Hiç, elimi çabuk tutmaya çalışıyorum.

O an fark ettim ki bazı şeyleri fazla düşünmek bazen sadece mutfakta yavaşlamaya sebep oluyor.

Filoloji nedir? Kelimelerle yaşayanların küçük dünyası

Filoloji nedir sorusunu en net şöyle düşünebilirim: kelimelerin geçmişini merak eden insanların dünyası.

Ama bu dünya sadece akademik değil. Aynı zamanda sokakta, kafede, otobüste, hatta markette bile var.

Bir gün İzmir’de otobüste bir tabelaya baktım: “iniş için butona basınız”.

İçimden:

“Basınız… ne kadar kibar bir emir.”

Yanımdaki yaşlı amca bana baktı:

— Ne gülüyorsun evlat?

Ben:

— Dilin kibarlığına.

Amca:

— Gençler çok düşünüyorsunuz.

Haklıydı.

Kapanışa doğru içten bir düşünce

Filoloji nedir sorusunu artık sadece bir tanım olarak görmüyorum. Bu soru, kelimelere bakış açısını değiştiriyor.

Bir kelime artık sadece bir kelime değil; geçmişi, yolculuğu, değişimi olan bir şey gibi geliyor.

İzmir’de akşamüstü Kordon’da yürürken martı sesleri arasında bazen şunu düşünüyorum:

“Belki de biz kelimeleri çözmeye çalışırken aslında kendimizi çözmeye çalışıyoruz.”

Sonra hemen ekliyorum içimden:

“Ya da sadece fazla düşünüyorum.”

Smartdus olarak “Filoloji nedir” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://yorumuvar.com https://asuborek.com.tr https://degersuaritma.com.tr Sitemap
grandoperabet yeni giriş