İçeriğe geç

Pasaportta din yazıyor mu ?

Smartdus’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Pasaportta din yazıyor mu” konusunu sizin için araştırdık.

“Pasaportta din yazıyor mu” konusunu beğendiyseniz Smartdus sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

Pasaportta din yazıyor mu? Kayseri’de başlayan bir yolculuğun içimde bıraktığı iz

Sizin İçin Seçtik: Paris Antlaşması hangi devletler arasında imzalandı ?

Kayseri’de sabahlar biraz sert başlar. Soğuk sadece havada değil, insanın içine de işler bazen. O gün Nüfus Müdürlüğü’ne giderken üzerimdeki montun yakasını daha sıkı kapattığımı hatırlıyorum. Elimde dosya, cebimde kimlik, aklımda ise sürekli dönüp duran tek bir soru vardı: Pasaportta din yazıyor mu?

Soru basit gibi görünüyordu ama içimde büyüyordu. Çünkü ilk defa yurtdışına çıkma ihtimali bu kadar gerçekti. Birkaç hafta sonra bir iş görüşmesi için Almanya’ya gidebilecektim. Heyecanlıydım ama aynı anda tuhaf bir sıkışmışlık hissi de vardı. Sanki hayatımın yeni bir sayfasına geçecektim ama o sayfada benim hakkımda gereğinden fazla şey yazacakmış gibi.

Pasaportta din yazıyor mu? O gün aklımdaki en sessiz ama en ağır soru

Sıra numaram yandığında içimde küçük bir çarpıntı oldu. Bankoya yaklaşırken elimdeki evrakları uzattım. Memur hızlı hızlı işlemleri yaparken ben sadece izliyordum. Ekrandaki bilgiler, form doldurmalar, fotoğraf onayı…

Tam o sırada aklımdaki soru kendini dayattı: Pasaportta din yazıyor mu?

Bunu yüksek sesle sormadım. Sorsam garip kaçardı belki. Ama içimde büyüyen bir merak değil, daha çok bir kaygı vardı. Çünkü Kayseri’de büyürken insanların birbirini tanımlama biçimi hep kimlikler üzerinden olurdu. Aileler, mahalle, okul… Her şey bir etiket gibiydi.

Ben ise biraz o etiketlerin dışında kalmak isteyen biriydim. Sessizce ama.

Memur işlemi bitirip “tamamdır” dediğinde içimde hem bir rahatlama hem de açıklayamadığım bir boşluk oluştu. O an bilmiyordum ama bu soru beni günlerce takip edecekti.

Pasaportta din yazıyor mu? Gerçekle yüzleştiğim an

Bir süre sonra arkadaşım Mert’le konuşurken konuyu açtım. O da yurtdışına çıkacaktı. Kahve içerken, sanki çok sıradan bir şey soruyormuşum gibi sordum:

“Pasaportta din yazıyor mu?”

Mert kaşını kaldırdı, sonra gülümsedi.

“Yok ya, öyle bir şey yok artık.”

Bu kadar basit bir cevap beklemiyordum. Bir an durdum. İçimdeki bütün kurgu sanki gereksiz bir endişeye dönüşmüştü. Ama yine de rahatlayamadım. Çünkü mesele sadece bilgi değildi. Mesele, o bilginin bende uyandırdığı histi.

Evde o gece defterimi açtım. Günlük tutmayı severim. Kelimeler bazen insanlardan daha dürüst gelir bana.

“Bugün kendime şunu sordum: Pasaportta din yazıyor mu? Belki de asıl korkum bu değil. Belki de dışarı çıktığımda kim olduğumun yanlış anlaşılmasından korkuyorum.”

Yazarken fark ettim; aslında din değil, görünürlük beni ürkütüyordu.

İçimdeki sessiz sorgulama

Kayseri gibi şehirlerde büyüyünce insanın zihninde bazı kalıplar erken oluşuyor. İnsanlar seni tanımadan önce seni tanımlamaya çalışıyor. Bu yüzden belki de pasaport gibi resmi bir belgenin bile “fazla şey söylemesini” istemiyordum.

Pasaportta din yazıyor mu sorusu aslında bir teknik merak değildi. Daha çok şu hissin dışa vurumuydu: “Ben sadece ben olarak kalabilir miyim?”

O dönem bunu kimseye anlatmadım. Çünkü anlatınca büyür diye korktum.

Ama içimde büyüyordu zaten.

Havalimanı: Kayseri’den İstanbul’a uzanan kısa bir eşik

Uçuş günü geldiğinde Kayseri Havalimanı’nda beklerken etrafıma bakıyordum. İnsanlar valizlerini sürüklüyor, çocuklar etrafta koşuyor, anonslar birbirine karışıyordu. Herkes bir yere gidiyordu ama kimse bulunduğu yerden tamamen kopmuş gibi görünmüyordu.

Pasaport kontrol sırasına geldiğimde kalbim yine hızlandı. Elimdeki bordo kapaklı belgeye baktım. O an yine aynı soru içimden geçti: Pasaportta din yazıyor mu?

Görevli pasaportu aldı, bilgisayardan kontrol etti, sonra bana geri verdi. Göz teması bile kurmadan “iyi yolculuklar” dedi.

Hepsi bu kadar.

Hiçbir ek bilgi yoktu. Hiçbir açıklama yoktu. Sadece geçiş.

O an garip bir şey hissettim. Rahatlama değil, daha çok sadeleşme. Sanki üzerimde düşündüğümden çok daha az şey vardı.

Uçak kapısına doğru yürürken içimde ilk kez net bir düşünce oluştu: İnsan kendini en çok başkalarının gözünde büyütür.

Uçak kalkarken içimdeki düşünceler

Uçak havalanırken Kayseri’nin ışıkları yavaş yavaş küçülüyordu. Camdan dışarı bakarken içimdeki sesler de azalıyor gibiydi.

Pasaportta din yazıyor mu sorusu artık kafamda daha farklı bir yere oturmuştu. Aslında bu sorunun cevabı bana bir bilgi vermemişti. Bana kendimi göstermişti.

Ne kadar çok şeyin gereksiz yere büyütüldüğünü fark ettirmişti. Ne kadar çok korkunun aslında gerçek olmadığını…

Ama yine de tamamen kaybolmamıştı. Çünkü bazı sorular cevap bulsa bile iz bırakır.

Günlük sayfasına düşen uzun bir cümle

Otele vardığım ilk gece defterimi açtım. Odaya yayılan sessizlik, dışarıdaki yabancı şehir sesiyle karışıyordu.

Şunu yazdım:

“Bugün öğrendiğim şey pasaportta din yazıp yazmadığı değil. Asıl mesele, benim bunun neden bu kadar önemli olduğunu düşünmemdi. Kendimi anlatma isteğim ile kendimi saklama isteğim aynı anda var.”

Kalemi bıraktığımda elim biraz titriyordu. Çünkü ilk defa kendime bu kadar dürüst konuşmuştum.

Geri dönüş: Aynı şehir, farklı bakış

Bir hafta sonra geri döndüğümde Kayseri aynıydı. Ama ben biraz değişmiştim.

Havalimanından çıkarken yine pasaport cebimdeydi. Bu sefer ona daha farklı bakıyordum. Sanki bir kimlik belgesi değil de bir geçiş hikâyesiydi.

Evde annem valizimi açarken sorular sordu. Nasıl geçti, şehir nasıldı, insanlar nasıl…

Ben cevap veriyordum ama aklım başka bir yerdeydi.

Çünkü içimde hâlâ aynı cümle dolaşıyordu: Pasaportta din yazıyor mu?

Ama artık bu soru korku gibi değil, anlamaya çalışan bir merak gibi duruyordu.

Kendimle kurduğum yeni ilişki

Zaman geçtikçe fark ettim ki bazı soruların cevabı aslında dışarıda değil. İçeride bir yerde şekilleniyor.

Pasaportta din yazıyor mu sorusu da benim için böyle oldu. Başta bir kaygıydı, sonra bir farkındalık, en sonunda ise bir aynaya dönüştü.

İnsan kendi kimliğini en çok sınır geçerken hissediyor. Sadece ülkeler arasında değil, düşünceler arasında da.

Ben o gün bir sınırdan geçmiştim. Ve o sınır, sadece coğrafi değildi.

Kayseri’ye dönen sessiz düşünce

Şimdi geriye baktığımda o günleri düşündüğümde içimde ne tamamen bir rahatlama ne de tamamen bir huzursuzluk var.

Daha çok bir kabul var.

Pasaportta din yazıyor mu diye sorduğum o gün, aslında kendime çok daha derin bir soru sormuşum: “Ben kimim ve başkaları beni nasıl görsün istiyorum?”

Cevap hâlâ tamamen net değil.

Ama belki de mesele net olması da değil.

Belki de mesele, soruyu sormaya devam edebilmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://yorumuvar.com https://asuborek.com.tr https://degersuaritma.com.tr Sitemap
grandoperabet yeni giriş