Kamu Davasında Ceza Alır mı? Gerçek Hikâyelerle Adaletin Yolculuğu “Bir hata yaptım ama şimdi ne olacak?” diye sormuştu Murat, yüzünde hem pişmanlık hem de belirsizliğin gölgesiyle. Bu soruyu duyan herkesin içinden bir anlık sessizlik geçer. Çünkü kamu davası denince, yalnızca hukuk değil; vicdan, toplum ve bireyin hikâyesi de konuşur. Bugün sizlerle, hem gerçek verilere hem de insanların yaşadıklarına dayanarak bu sorunun derinliklerine ineceğiz. Kamu Davası Nedir ve Nasıl Başlar? Kamu davası, devletin bir suçu cezalandırmak amacıyla savcılık eliyle açtığı davadır. Türk Ceza Kanunu’na göre, suçun mağduru yalnızca birey değilse — yani toplumun düzeni, kamu güvenliği ya da genel ahlak zarar…
14 YorumEtiket: de
Göz Pınarı Nerede? Duyguların Ekonomik Akışı Üzerine Bir Analiz Bir Ekonomistin Gözünden Kaynakların Akışı Ekonomik düşünce, çoğu zaman soğuk rakamlar, istatistikler ve piyasa dengeleriyle özdeşleştirilir. Ancak bir ekonomist olarak şunu sıkça düşünürüm: Tıpkı insan bedeninde olduğu gibi, ekonomide de akışların bir yönü, bir kaynağı ve bir sınırı vardır. İnsanın göz pınarı nasıl duyguların görünür hale geldiği bir çıkış noktasıysa, ekonomilerde de refahın, emeğin ve kararların birer “pınarı” vardır. Bu pınarlar, bazen üretim gücü, bazen tüketici güveni, bazen de insanın içsel motivasyonudur. “Göz pınarı nerede?” sorusu bu açıdan sadece biyolojik bir merak değil; aynı zamanda ekonomik bir metafordur: Bir sistemin duygu,…
6 YorumGökçeada’nın Ontolojik Ağırlığı: Bir Adanın Felsefi Serüveni Bir filozofun gözünden bakıldığında, Gökçeada sadece bir kara parçası değil; varoluşun, bilginin ve değerlerin kesiştiği bir mekândır. Dünyanın kaçıncı büyük adası olduğu sorusu, yalnızca coğrafi bir sıralama değil; aynı zamanda insanın bilme, anlamlandırma ve değer biçme arzusunun bir yansımasıdır. İnsan, doğaya bakarken kendi varlığını arar; bir adayı ölçerken aslında kendi anlamını tartar. Bilginin Sınırında: Epistemolojik Bir Yaklaşım Gökçeada, yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise yaklaşık 1092. büyük adası olarak anılır. Ancak felsefi düzlemde bu bilgi, yalnızca bir veri midir yoksa insanın bilme yetisinin bir tezahürü mü? Epistemoloji bize der ki: “Bilgi, öznenin…
14 YorumCoğrafi Hareketlilik Ne Demek? Özgürlüğün Rotası mı, Eşitsizliğin Cilalı Adı mı? Hızlı cevap: “İnsanların yer değiştirmesi”nden ibaret değil; güç, ayrıcalık ve riskin nasıl dağıtıldığına dair politik bir hikâye. Net konuşayım: Coğrafi hareketlilik, kulağa modern ve özgürlükçü geliyor ama çoğu zaman yapısal eşitsizlikleri meşrulaştıran bir paravan. “İş, eğitim, güvenlik, daha iyi yaşam” gibi gerekçelerle şehirler ve ülkeler arasında akan milyonlar, yalnızca bireysel kararlar yüzünden mi yola çıkıyor? Yoksa ekonomi politikaları, kira piyasaları, bölgesel yatırımlar, vize rejimleri ve kültürel hiyerarşiler tarafından yönlendirilen görünmez bir şerit mi var önümüzde? “Coğrafi hareketlilik ne demek?” sorusunu sormak, aslında şunu sormaktır: Kimler hareket etmeye zorlanıyor, kimler…
8 YorumBir bayan hangi hediyeden hoşlanır? Sorunun kendisiyle başlayalım: Bu soru masum görünür ama tehlikeli bir kestirme içerir. Kadınları tek tipe indirgeyen, kişisel zevkleri “cinsiyet paketi”ne sığdırmaya çalışan bir bakış. Benim iddiam net: Hediye, cinsiyetten çok bağlamın ve ilişkinin işidir. Bu yazıda klişeleri çekiştirip, ezberleri bozup, tartışmanın fitilini ateşlemek istiyorum. “Bir bayan hangi hediyeden hoşlanır?” sorusu neden sorunlu? Önce dil: “Bayan” ifadesi, kadınları anonimleştirir; yaşını, rolünü, hikâyesini siler. Hediye ise tam tersi; bağ kurar, kişiselleştirir. Üstelik hediye beğenisi; yaş, şehir, sınıf, kültür, ilgi alanı, hatta o günkü ruh hâli gibi katmanlardan oluşan bir kombinasyondur. Dolayısıyla tek cevap beklemek, harita çizmeden yol…
8 YorumZarifiyet ve Eğitimin Dönüştürücü Gücü Eğitim, yalnızca bilgiyi aktarabilmenin ötesine geçer; aynı zamanda bireyleri dönüştürür, onlara kendilerini tanıma ve dünyayı daha anlamlı bir şekilde anlama fırsatı sunar. Bir eğitimci olarak, öğretmenin sadece bilgiyi aktaran bir figür değil, öğrencilerin duygusal ve zihinsel gelişimlerini şekillendiren bir rehber olduğunu düşünüyorum. İşte bu noktada zarifiyet kavramı devreye girer. Zarifiyet, eğitimde sadece biçimsel bir özellik değil, aynı zamanda insan ilişkilerinin kalitesini belirleyen, duygusal zekâ ve düşünsel olgunluğu yansıtan önemli bir beceridir. Peki, zarifiyet ne demek? Bu terimi ve pedagojik açıdan ne anlama geldiğini anlamak, hem öğreticiler hem de öğrenciler için önemli bir adımdır. Zarifiyet, basit…
8 Yorum