İçeriğe geç

3 yazarlı bir makale kaynakçada nasıl gösterilir ?

Bilginin Kültürel Haritası: APA 6 ve APA 7’yi Antropolojik Bir Mercekten Okumak

Farklı kültürlere bakarken insanın zihninde beliren ilk şey çoğu zaman “alışkanlıkların çeşitliliği” olur. Bir toplumda selamlaşma biçimi, başka bir toplumda kutsal bir ritüel; bir yerde yemek paylaşımı, başka bir yerde akrabalık bağlarını güçlendiren bir sembol haline gelir. Bilginin üretimi de bundan farklı değildir. Akademik yazım kuralları, dışarıdan bakıldığında teknik bir düzen gibi görünse de aslında kendi ritüelleri, sembolleri ve hatta “doğru bilgi”yi tanımlayan kültürel kodları vardır.

APA 6’dan APA 7’ye geçişi anlamak, yalnızca bir stil kılavuzunun güncellenmesi değil; bilgi üretiminin antropolojisini okumaktır. Bu geçiş, akademik dünyanın kendi içindeki değer değişimlerini, temsil biçimlerini ve kimlik politikalarını görünür kılar.

Akademik Yazım Bir Kültür mü?

Antropolojik açıdan bakıldığında her sistem bir kültür üretir. APA formatı da yalnızca bir “yazım kuralı” değil, akademik topluluğun ortak bir dilidir. Bu dil, kimlerin konuşabileceğini, nasıl konuşacağını ve neyin “meşru bilgi” sayılacağını belirler.

Ritüeller burada kritik bir rol oynar. Atıf yapmak, bir tür akademik ritüeldir; geçmiş bilgiye saygı sunar, aynı zamanda yeni bilginin meşruiyetini kurar. Kaynakça ise bu ritüelin arşividir. Her yeni baskı, bu ritüellerin yeniden düzenlenmesi anlamına gelir.

APA 6’dan APA 7’ye geçiş: Bir ritüel dönüşümü

APA 6 ve APA 7 arasındaki farklar, yüzeyde teknik değişiklikler gibi görünür. Ancak antropolojik bir okuma, bu değişikliklerin daha derin bir anlam taşıdığını gösterir. Akademik topluluk, bilgi üretim biçimini yeniden tanımlamıştır.

Örneğin APA 7 ile birlikte “publisher location” yani yayınevi şehir bilgisi kaldırılmıştır. Bu, bilginin artık coğrafi köklerden bağımsızlaştığına dair sembolik bir işarettir. Bilgi, mekânsal bir aidiyetten çok dijital bir dolaşıma sahiptir.

Bir başka önemli değişim DOI ve URL formatlarındadır. Artık DOI’ler doğrudan bağlantı biçiminde yazılır: [ Bu dönüşüm, bilginin erişilebilirliğini bir tür “açık geçit ritüeli”ne dönüştürür. Bilgiye ulaşmak artık bir arama değil, doğrudan bir geçiştir.

Yazar sayısı ve akrabalık sistemleri

Antropolojide akrabalık sistemleri, toplumların nasıl örgütlendiğini anlamak için temel bir anahtardır. APA 6 ve APA 7 arasındaki farklardan biri de yazarların sunuluş biçimidir.

APA 6’da yazar listeleri daha geniş tutulabilirken, APA 7’de 20 yazara kadar tüm isimlerin yazılması mümkündür. 21 ve sonrası için belirli bir kısaltma yapılır. Bu değişim, akademik üretimin artık daha kolektif bir yapıya dönüştüğünü gösterir.

Bir anlamda bilgi üretimi, tekil “otorite figürlerinden” çok, geniş “akademik akrabalık ağlarına” kaymıştır. Bu durum, bilimsel bilginin sahipliğini yeniden dağıtır.

APA 6 ve APA 7 arasındaki farklar nelerdir? kültürel görelilik

Kültürel görelilik, antropolojinin en temel ilkelerinden biridir: hiçbir kültür, kendi dışındaki kültürlerden mutlak olarak üstün değildir. APA 6 ve APA 7 arasındaki farkları değerlendirirken de benzer bir yaklaşım mümkündür.

APA 6, belirli bir akademik dönemin normlarını temsil ederken; APA 7, dijital çağın, çeşitlilik duyarlılığının ve erişim odaklı bilginin bir ürünüdür. Bu nedenle birini “eski”, diğerini “yeni” olarak etiketlemek yerine, her ikisini kendi bağlamında anlamak gerekir.

Bu bağlamda şu soru önem kazanır:

Bilimsel yazım kuralları evrensel midir, yoksa her dönem kendi “doğruluk ritüellerini” mi üretir?

İdeoloji, dil ve görünmez normlar

Her yazım kuralı bir ideoloji taşır. APA 7’nin getirdiği en önemli değişimlerden biri, “bias-free language” yani önyargısız dil kullanımının daha güçlü biçimde vurgulanmasıdır. Cinsiyet, yaş, etnik köken gibi kategorilerde daha dikkatli bir dil önerilir.

Bu değişim, akademik dilin yalnızca bilgi aktaran bir araç değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik üretme potansiyeli taşıyan bir yapı olduğunu gösterir.

Antropolojik olarak bu, dilin bir “güç teknolojisi” olduğunun kabulüdür. Dil, yalnızca gerçekliği yansıtmaz; onu inşa eder.

Toplumsal kimlik ve akademik yazım

kimlik, akademik dünyada da sürekli yeniden üretilen bir süreçtir. APA 7’nin önerdiği singular “they” kullanımı, cinsiyet kimliğinin daha kapsayıcı bir biçimde temsil edilmesini sağlar. Bu küçük gibi görünen dil değişikliği, aslında büyük bir epistemolojik dönüşüme işaret eder.

Bir antropolog sahada bir toplumun diline bakarken nasıl kimlik yapılarını çözümlüyorsa, akademik yazım da benzer şekilde kendi kimlik politikalarını açığa çıkarır.

Ekonomik sistemler ve bilgi üretiminin dolaşımı

Antropolojik saha çalışmaları, bilginin yalnızca kültürel değil, ekonomik bir değer taşıdığını da gösterir. APA 7’nin dijital erişim vurgusu, bilginin daha hızlı ve küresel dolaşımını destekler.

APA 6 döneminde kaynaklara erişim daha çok fiziksel yayınlar ve kütüphane sistemleri üzerinden gerçekleşirken, APA 7 ile birlikte dijital erişim merkezî hale gelmiştir. Bu, bilgi ekonomisinin dönüşümünü yansıtır.

Bilgi artık bir “mal” değil, daha çok bir “akış”tır. Ancak bu akış eşit değildir. Dijital uçurumlar, bazı toplumların bilgiye erişimini hâlâ sınırlamaktadır.

Ritüellerin dönüşümü: Kaynakça bir tören midir?

Antropolojik olarak kaynakça, bir tür törensel dizidir. Her kaynak, geçmişle kurulan bir bağdır. APA 6 ve APA 7 arasındaki farklar, bu törenin nasıl icra edildiğini değiştirir.

Örneğin APA 7’de “Retrieved from” ifadesinin daha sınırlı kullanımı, bilginin kalıcılığına dair yeni bir anlayışı temsil eder. Artık bilgi, geçici bir ziyaret nesnesi değil, kalıcı bir referans noktasıdır.

Bu dönüşüm, akademik dünyanın zaman algısını da değiştirir. Bilgi artık daha “şimdiye” aittir.

Kültürlerarası karşılaştırmalar: Yazım sistemleri ve semboller

Farklı akademik gelenekler, farklı yazım kültürleri üretmiştir. MLA, Chicago ve APA gibi sistemler, aslında farklı “bilgi kabileleri” gibi düşünülebilir. Her biri kendi sembollerini, ritüellerini ve otorite biçimlerini kurar.

APA’nın güncellenmesi, bu kabileler arası etkileşimin bir sonucudur. Dijital çağ, bilgi sistemlerini daha geçirgen hale getirmiştir.

Bu noktada şu soru ortaya çıkar:

Akademik yazım sistemleri, kültürel çeşitliliği mi yansıtır, yoksa onu standartlaştırarak görünmez hale mi getirir?

Saha gözlemi: Bir öğrencinin deneyimi

Bir öğrenci düşünelim; farklı disiplinlerden kaynaklarla çalışırken APA 6 kurallarını öğrenmiş, ancak tez yazım sürecinde APA 7’ye geçiş yapmak zorunda kalmış olsun. Bu geçiş, yalnızca teknik bir adaptasyon değildir.

Bu süreç, bir tür kültürel yeniden öğrenmedir. Tıpkı farklı bir köyde saha çalışması yapan bir antropoloğun yerel ritüellere uyum sağlaması gibi, öğrenci de akademik kültürün yeni normlarına uyum sağlar.

Bu deneyim, bilginin yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda duygusal bir süreç olduğunu da gösterir.

Umarız 3 yazarlı bir makale kaynakçada nasıl gösterilir ile ilgili bu içerik aradığınız bilgileri karşılamıştır; Smartdus ile kalın.

Sonuçsuz bir kapanış değil, açık bir alan

APA 6 ve APA 7 arasındaki farklar, yalnızca akademik yazımın teknik detayları değildir. Bu farklar, bilgi üretiminin nasıl bir kültürel sistem içinde şekillendiğini gösterir. Ritüeller değişir, semboller dönüşür, ancak bilgi üretme arzusu aynı kalır.

Antropolojik bir bakışla bakıldığında akademik yazım, insanlığın kendi kendini anlatma biçimlerinden biridir. Bu anlatı, sürekli yeniden yazılır.

Belki de en temel soru şudur:

Bilgiyi yazarken aslında hangi kültürü yeniden inşa ediyoruz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://yorumuvar.com https://asuborek.com.tr https://degersuaritma.com.tr Sitemap
grandoperabet yeni giriş